26 Ağustos 2014 Salı

Boşnak öğrencileri ''Hoca Davutoğlu''nu anlattı

Başbakan adayı Ahmet Davutoğlu’nun 1990′lı yıllarda öğretim üyeliği yaptığı Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi’nde eğitim alan Boşnak öğrenciler, o dönem hocaları olan Davutoğlu’nun hayatlarına nasıl yön verdiğini anlattı.


Bugün ülkelerinde çok önemli konumlarda bulunan Boşnak öğrenciler, ”hala hocaları olarak gördükleri” Davutoğlu ile ilgili anılarını AA ile paylaştı.


Bosna Bank International (BBI) Genel Müdürü Amer Bukviç, 1991 yılında ”ekonomi” eğitimi almak için gittiği Malezya’da o dönem Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı olan Davutoğlu ile tanıştığını, Davutoğlu’nun kendisine ”Amer, sizin ülkenizde savaş var. Size diplomatlar gerekli” diyerek kendisinden uluslararası ilişkiler bölümüne geçiş yapmasını istediğini söyledi.


Davutoğlu’nu dinleyip, ilk yarı yılın ardından uluslararası ilişkiler bölümüne geçiş yaptığını anlatan Bukviç, Davutoğlu’nun girdiği tüm dersleri aldığını ve eğitimi boyunca Davutoğlu’nun kendisine mentor olduğunu ifade etti.


”O hepimize uluslararası ilişkileri sevdirdi” diyen Bukviç, hem ekonomi hem uluslararası ilişkiler eğitimi aldığından Davutoğlu’nun derslerinin büyük ilgi gördüğünü, Davutoğlu’nun sahip olduğu ekonomi bilgisinin kendilerine de son derece yararlı olduğunu kaydetti.


Bukviç, kariyerinde Davutoğlu’nun büyük bir katkısı olduğunu belirterek, Davutoğlu’na dair şunları söyledi:


”O benim bir nevi kılavuzum oldu. Ona danışmadan hiçbir şey yapmadım. Hayatım boyunca attığım her önemli adımda onun tavsiyesini aldım. Bu nedenle rahatlıkla söyleyebilirim ki Davutoğlu kariyerimde son derece etkili bir isim. Biri, öğrencileri üzerinde etkili olmak istiyorsa, karizmaya sahip olmalı. Davutoğlu böylesi bir karizmaya sahipti. Onun bu karizması nedeniyle, etrafında her zaman hem öğrencileri hem de bazı hocalar toplanırdı. Hem derslerde, hem de ders dışında birlikteydik. Genç biri olmasına rağmen, büyük liderlik vasıfları taşıyordu. Birlikte ders çalışıyor, birlikte futbol oynuyorduk. Dünyanın dört bir yanından tüm öğrencileri onu seviyor ve ona saygı duyuyordu. Dünya üzerinde, Davutoğlu’nun öğrencisi bulunmayan bir ülke olmadığını düşünüyorum. Eminim, Davutoğlu’nun en az bir öğrencisinin bulunduğu ülke sayısı, Türkiye’nin diplomatik temsilciliklerinin bulunduğu ülke sayısından fazladır.”


Bukviç, Davutoğlu’nun en belirgin özelliklerinden birinin, yaptığı her işi 20 yıl öncesinden planlayarak yapması olduğunu belirterek, başbakan olması durumunda da Davutoğlu’nun icraatlerinin uzun vadeli olacağını düşündüğünü ifade etti.


”Aliya, onun Türkiye’nin geleceği olduğunu düşünüyordu”


Bosna Hersek’in ilk cumhurbaşkanı merhum Aliya İzzetbegoviç ile Davutoğlu’nu, İzzetbegoviç’in Malezya’ya yaptığı bir ziyarette tanıştırdığını anlatan Bukviç, ”Aliya’nın üzerinde bıraktığı etki gözden kaçmamıştı. Aliya, onun Türkiye’nin geleceği olduğunu düşünüyordu” dedi.


Davutoğlu’nun başbakan olmasının Türkiye için olduğu kadar Balkanlar ve özellikle Bosna Hersek için de iyi olacağını vurgulayan Bukviç, ”Bosna Hersekliler, Davutoğlu’nun başbakan adayı olarak gösterilmesinden dolayı çok mutlular. Davutoğlu, Bosna Hersek’te yaşayan Boşnak, Sırp ya da Hırvat olsun herkesin saygı duyduğu bir lider” ifadesini kullandı.


Davutoğlu ile yaşadığı ilginç anılarından birini de paylaşan Bukviç, sözlerini şöyle tamamladı:


”Bir keresinde Bosna üzerine konuşmak için beni yanına çağırdı. Benden bir Bosna Hersek haritası çizmemi istedi. Ben de haritayı çizdim. Haritaya baktıktan sonra, ‘Amer bu karpuz, Bosna Hersek haritası değil’ dedi. Sonra kağıdı kalemi alıp, detaylarıyla bir Bosna Hersek haritası çizdi. Onun çizdiği haritayı, ben kopya çekerek dahi çizemezdim. O günden sonra, bir daha hiçbir zaman hazırlanmadan Davutoğlu’nun yanına gitmedim. Bir daha hiçbir zaman, iyice düşünmeden ona bir şey söylemedim.”


”Bizi kendi öz evladı gibi gördü”


Başbakan Davutoğlu’nun Malezya’da çalıştığı dönemde Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi’nde hukuk eğitimi alan Al Jazeera Balkans Müdürü Edhem Foço da Malezya’ya gittiklerinde Davutoğlu’nun kendilerini öz evladı gibi kabul ettiği, onlarla birlikte vakit geçirdiğini, futbol oynadığını ve pikniğe gittiklerini söyledi.


Davutoğlu’nın sahip olduğu karizma, bilgi ve öğrencilere yaklaşımının kendisini farklı kıldığını anlatan Foço, sadece eski Osmanlı coğrafyasından gelen öğrencilerin değil, tüm öğrencilerinin Davutoğlu’nu çok sevdiğini kaydetti.


Foço, Davutoğlu’nun o dönemde üzerlerinde bıraktığı etkinin uzun yıllar sürdüğünü belirterek, ”Bosna’da savaş vardı. O dönemde Malezya’da bulunan Boşnaklar, bir nevi yetim gibiydik. O bizim bababımız olmuştu” dedi.


Foço, Davutoğlu’nun Türk dış politikasında doğrudan etkili olmaya başladığı 2002 yılından bu yana yaşanan olumlu gelişmelerin, Bosna Hersek’te de hissedildiğini belirterek, ”Türkiye ekonomik ve siyasi anlamda ne kadar güçlü olursa, bu Bosna Hersek’i de olumlu etkiliyor” diye konuştu.


”Davutoğlu bizim mentorumuzdu, bugün de mentorumuz olmaya devam ediyor” diyen Foço, ”Onun, dünya üzerindeki en yoğun dışişleri bakanı olduğunu düşünürsek, çok sık olmamakla birlikte hala görüşüyoruz. Saraybosan’ya ne zaman gelse, danışmanları aracılığıyla bize haber gönderir, vakti olduğunda oturup sohbet ederiz, ona akıl danışırız” ifadesini kullandı.


Davutoğlu ile yaşadığını bir anısını paylaşan Foço, şunları kaydetti:


”1993 yılı Mart ayında, 14 yaşındaki kız kardeşim Bosna’da devam eden savaşta yaşamını yitirmişti. Davutoğlu ile o dönemde Malezya’da bulunan Mustafa Ceriç, ailemle irtibat kurmam ve haberi babamdan duymam için çok çabaladı. Davutoğlu, bir sabah üniversiteye geldi. Beni çağırıp, ‘Hadi Edhem gel biraz gezelim’ dedi. Evine gittik, yemek yedik. Sohbet ederken, hayatımız boyunca bazı kayıplarımızın olabileceğini, bunu metanet ile karşılamamız gerektiğini söyledi. Daha sonra bana evimizin yakınına bir bomba isabet ettiğini ve kız kardeşimin yaralı olduğunu söyledi. Sonra, Ceriç’in evine gittik. Ancak telefonla Bosna’ya ulaşmak imkansızdı. Sonunda Davutoğlu, beni bir kenara çekerek, kız kardeşimin aslında bir önceki gün hayatını kaybettiğini söyledi. Bana o gün verdiği desteği ve teselliyi hiçbir zaman unutamam.”


”Bosna’ya yakından ilgileniyordu”


Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi’nde Halkla İlişkiler eğitimi alan Uluslararası Saraybosna Üniversitesi (IUS) Genel Sekreteri Emir Hacikaduniç de Davutoğlu ile tanışmasına, onun Bosna Hersek’e olan yakın ilgisinin neden olduğunu söyledi.


Davutoğlu’nun o dönem savaşın yaşadığı Bosna Hersek ile yakından ilgilendiğini anlatan Hacikaduniç, ”Bizimle sık sık konuşur, Bosna’daki en son gelişmeleri sorardı” dedi.


”Davutoğlu bizim babamız gibiydi” diyen Hacikaduniç, Davutoğlu’na dair şunları söyledi:


”Evimizden uzak, bir nevi sığınmacılar gibiydik. Ailemizden haber alamıyorduk. İşte bu zor günlerde o bizim ebeveynimiz olmuştu. Bizimle sohbet ediyor, bizi koruyor, bir ebeveyn gibi bizlere nasihatler veriyordu. O bize sadece uluslararası ilişkiler dersi veren bir hoca değildi. O bize yaşama dair dersler veriyordu. Nasıl sorumluluk sahibi, topluma faydalı birey olacağımızı öğretiyordu. Eğitimimizi tamamladıktan sonra ülkemize dönmemizi, ülkemiz için iyi işler yapmamızı tavsiye ediyordu.”


Hacikaduniç, Davutoğlu ile ilk tanıştığında özellikle tarih bilgisine hayran kaldığını anlatarak, Davutoğlu’nun bir Bosnalı’dan daha fazla Bosna tarihini, bir Saraybosnalı’dan daha fazla Saraybosna tarihini bildiğine dikkati çekti.


”Davutoğlu, akademisyen olarak kalsaydı, Türk dış politikası bir sınırda kalırdı” diyen Hacikaduniç, Davutoğlu ile birlikte Türkiye’nin dış politika vizyonunun da genişlediğini vurguladı.


Bir dönem Bosna Hersek’in Tahran büyükelçiliği görevini de yürüten Hacikaduniç, uluslararası ilişkiler ve diplomasinin her zaman ilgisini çektiğini ve bu alanda Davutoğlu’dan çok şey öğrendiğini belirtti. Hacikaduniç, Tahran’daki görev süresi boyunca Davutoğlu ile kimi zaman Türkiye’nin Tahran Büyükelçiliğinde, kimi zaman da düzenlenen çeşitli uluslararası konferanslarda bir araya geldiğini aktardı.


”En önemli iki özelliği; bilgili ve adanmışlık”


İslam Hukuku eğitimi almak üzere Malezya’ya gittiği 1990′lı yılların ortalarında, o dönemde orada çalışan Davutoğlu ile tanıştığını anlatan Saraybosna Üniversitesi İslam Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Ahmet Alibaşiç de Davutoğlu’nda ilk fark ettiği iki özelliğinin ”bilgili ve adanmışlık” olduğunu söyledi. Davutoğlu’nun bu iki özelliği ile kariyeri boyunca dersine giren onlarca akademisyenden ayrıldığını anlatan Alibaşiç, bu nedenle Davutoğlu’nun üzerinde en fazla etki bırakan hocalarından biri olduğunu kaydetti.


Alibaşiç, Davutoğlu’nun kendisi için bir hocadan çok ”örnek aldığı bir şahsiyet” olduğunu belirterek, ”O, üzerimde çalıştığım konulara farklı bir yaklaşımla bakmamı sağladı. Medeniyetlerin başarılarına ve başarısızlıklarına farklı bir gözle bakmamı sağladı” dedi.


Davutoğlu’nun sahip olduğu üç önemli özelliğin, onun başarılı bir başbakan olabileceğinin göstergesi olduğunu anlatan Alibaşiç, sözlerini şöyle tamamladı:


”Davutoğlu, İslam dünyası, uluslararası ilişkiler, ekonomi, siyaset ve tarih konularında inanılmaz bilgisi olan biri. Davutoğlu, her zaman işbirliğine açık olan biri. Hiçbir zaman kendini diğerlerinden büyük görmeyen, kendine düşman edinmeyen biri. Her zaman sevilen biri oldu. Son olarak da Davutoğlu, çok çalışan biri. İşte bu üç özelliğinin onun başarılı bir başbakan olacağının garantisi olduğunu düşünüyorum.”



Boşnak öğrencileri ''Hoca Davutoğlu''nu anlattıBoşnak Öğrenciler, Davutoğlu, Malezya Uluslararası İslam Üniversites

İzmir konserlerle coşacak

83’üncü İzmir Enternasyonal Fuarı kapsamında gerçekleştirilecek konserlerle, Fuar ziyaretçileri coşacak. 30 Ağustos-7 Eylül 2014 tarihleri arasında Kültürpark, yeraltı otopark üstü çim alanda düzenlenecek konserlerle İzmir’e yıldız yağacak.


İZFAŞ tarafından organize edilecek konserlerde; Turkcell sponsorluğunda, 30 Ağustos Cumartesi günü Murat Dalkılıç, 31 Ağustos Pazar grup Seksendört sahne alacak. 1 Eylül’ün dünya barış günü olması nedeniyle, İzmir Büyükşehir Belediyesi işbirliğinde 1 Eylül Pazartesi günü Ezginin Günlüğü özel konseri gerçekleştirilecek.


Çocukların unutulmadığı Fuar çim konserlerinde Tansaş sponsorluğunda 2 Eylül Salı günü Pepee sevenleriyle buluşacak. Tansaş sponsorluğunda 3 Eylül Çarşamba günü Yüksek Sadakat ve 5 Eylül Cuma Yalın fuara renk katacak. 6 Eylül Cumartesi günü Magnum 25. Yıl Lamborghini çekilişi Fuar’dan yapılacak. Aynı gün Algida sponsorluğunda, Yeni Türkü konseri gerçekleştirilecek.Fuarı’n son günü, 7 Eylül Pazar günü ise Altınordu sponsorluğunda; İrem Derici sahne alacak. 83’üncü İzmir Enternasyonal Fuarı müzikseverleri müziğe doyuracak.


FUAR ÇİM KONSERLERİ


Tarih: 30 Ağustos – 7 Eylül 2014Yer: Yeraltı Otopark Üstü Çim Alan – KültürparkSaat: 21.30 // *Ücretsiz


Program:


30 Ağustos Turkcell Sponsorluğunda; “Murat Dalkılıç”31 Ağustos Turkcell Sponsorluğunda; “Seksendört”1 Eylül Dünya Barış Günü Konseri: “Ezginin Günlüğü”2 Eylül Tansaş Sponsorluğunda; “ Pepee Gösterisi”3 Eylül Tansaş Sponsorluğunda; “Yüksek Sadakat”5 Eylül Tansaş Sponsorluğunda; “Yalın”6 Eylül Magnum 25. Yıl “Lamborghini Çekilişi” – saat, 20.30Algida Sponsorluğunda; “Yeni Türkü”7 Eylül Altınordu Sponsorluğunda; “İrem Derici”



İzmir konserlerle coşacak83’üncü İzmir Enternasyonal Fuarı, İzmir, konser, Kültürpark, yildiz

Gazze için "bir kova kum kampanyası"

ALS hastalığını gündeme getirmeyi amaçlayan ve dünyada hızla yayılan ‘bir kova buz’ etkinliğinin ardından Konya’da AK Partili bir grup, İsrail’in saldırılarına maruz kalan Gazze’deki Filistinlilerin dramına dikkati çekmek için başlatılan ‘bir kova kum kampanyası’na destek verdi.


AK Parti Karatay Gençlik Kolları Başkanı Muhammed Said Çelik, özel bir yurdun bahçesinde yaptığı basın açıklamasında, İsrail’in Gazze saldırılarında enkaz altında kalan masum sivillerin dramına dikkati çekmek için bir araya geldiklerini söyledi.


İHH Gazze Temsilcisi Mehmet Kaya’nın, Gazze’de yıkılan binanın önünde başlattığı bir kova kum dök kampanyasına destek verdiklerini aktaran Çelik, uluslararası kamuoyunun Gazze’de yaşananlara kayıtsız kaldığını vurguladı.


Gazze’de İsrail saldırılarında yıkılan binaların enkazı altında yüzlerce masum sivilin kaldığına işaret eden Çelik, şöyle konuştu:


‘Bu saldırılarda çocukların, kadınların ve masumların sesini duymayan; bürokratlar, sanatçılar ve tanınmış simalar, sanal ortamda başlatılan bu kampanyaya destek vermek için birbiriyle yarışmaktadır. ALS hastalarına Allah’tan şifa diliyoruz. Fakat Gazze’de uygulanan katliamını da insanların görmelerini istiyoruz. Gazze’ye sahip çıkmak boynumuzun borcudur. Saldırıların neden olduğu enkazların altında can veren Filistinli kardeşlerimizin acısını hissetmek mümkün değil ama en azından bu katliama dikkati çekmeyi hedefliyoruz.’


Çelik, milletvekillerini de kampanyaya bir kova kumla destek vermeye çağırdı. Açıklamanın ardından grup üyeleri, kovaların içinde bulunan kumları başlarından aşağı döktü.



Gazze için "bir kova kum kampanyası"AK Partili, Bir Kova buz, Bir Kova Kum Kampanyası, destek, Dram, gazze, Konya

İngiliz gençler IŞİD'in ağına nasıl çekiliyor?

Amerikalı gazeteci James Foley’nin terör örgütü Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) tarafından infaz edilirken çekilen görüntülerdeki militanın İngiliz aksanıyla konuşması, İngiltere’de akıllara ‘İngiliz gençler IŞİD’e katılmayı neden isteyebilir?’ sorusunu getirmiş, hükümete de sayıları giderek artan bu gençlerin artık şiddet eylemlerine katılmalarının engellenmesi gerektiği yönünde mesajlar gönderilmişti.


AB Radikalleşme Farkındalık Ağı’nın (RAN) Yabancı Savaşçılar Çalışma Grubu Başkanı ve St. Andrew’s Üniversitesi’nin Terörizm ve Siyasal Şiddet Merkezi eski Direktörü Dr. Magnus Ranstorp, Anadolu Ajansı muhabirine yaptığı açıklamada, Ortadoğu’daki şiddet eylemlerinde yer alma arzusuyla Suriye ve Irak’a seyahat eden İngiliz vatandaşlarını motive eden birçok etken olduğunu belirterek ‘Suriye’deki insani kriz sebebiyle Müslümanlar, diğer Müslümanlara yardımcı olmayı zorunluluk olarak görüyor. Bu değişken ve duygusal bir bakış açısı, ahlaki yönü zorlayıcı bir açı’ ifadesini kullandı.


Ranstorp, ‘Bölgedeki aşırıcı eylemlere katılmanın arkasında ideolojik sebepler ve dini boyut da yer alıyor. Bu sadece öylesine bir çatışma değil, bu etiyolojik bir savaşın parçası. IŞİD ‘kıyamet günü geliyor’ diyor. Böylece bunun bir parçası olan IŞİD’e, son savaşta yer almak için kim onlara katılmak istemez diye düşünülüyor. Son olarak, tabii ki katı şeriat kanunu temelli İslam devleti kurma fikri bu kişileri motive ediyor’ diye konuştu.


Bath Üniversitesi’nden Terörle Mücadele ve Siyasal Şiddet Uzmanı Dr. Rizwaan Sabir de IŞİD’in eylemlerinde yer almak isteyen kişilerin ‘macera arzusundan kahramanlığa, övünmekten hayatta bir amaca ulaşmaya kadar birçok farklı sebebi’ olduğunu vurguladı.


Rizwaan, örgütün bazı İngiliz gençler üzerindeki etkili olan propaganda faaliyetlerine ilişkin olarak, ‘Yabancılar, örgütü, IŞİD’in hızlı ilerleyişi bakımından uluslararası ilişkilerde büyük bir oyuncu olarak görebilir. Böylece modern tarihi yazan bir hareketin parçası olmayı arzulayabilirler’ dedi. 


Tam sayı bilinmiyor


Dr. Magnus Ranstorp da coğrafi konum ve ulaşım kolaylığı sebebiyle Ortadoğu’daki aşırıcı eylemlere katılımın Avrupa’dan daha yoğun olduğunu belirterek ‘Avrupa genelinde Suriye veya Irak’a seyahat edenlerin muhtemelen en fazla Belçika’dan gittiğini söyleyebilirim. Belçika’nın sadece 11 milyonluk nüfusu var. Belçika’dan 300′den fazla, Danimarka’nın da 5 milyonluk nüfusundan 100′den fazla kişinin gittiği söyleniyor. İngiltere’ye bakarsak, 60 milyondan fazla nüfuslu ülkede 600′den fazla kişinin Suriye ve Irak’a savaşmaya gittiği düşünülüyor’ diye konuştu.


İngiltere Başbakanı David Cameron, haziranda 400 kadar İngiliz vatandaşının Suriye’deki çeşitli gruplar adına bu ülkedeki çatışmalarda yer aldığına inandıklarını söylemişti.


Londra polisinden alınan verilere göre, bu yıl nisan-haziran döneminde Birleşik Krallık genelinde Suriye ile bağlantılı toplam 29 gözaltı yapıldı. Bu Suriye bağlantılı gözaltılar ‘terörist finanse etmek, terörist eylemler planlamak ve terörist eğitim kampına katılmak’ suçlarından gerçekleşti. Polis, 2013 yılında Suriye bağlantılı 25 gözaltı yapıldığını kaydederken, 2014 yılının ilk yarısında bu sayının 69 olduğunu bildirdi.


Londra King’s College Üniversitesi’ne bağlı Uluslararası Radikalizm Çalışmaları Merkezi (ICSR) uzmanları, geçen nisanda yayımladıkları bir araştırmada, Suriye’de şiddet eylemlerine katılan ortalama 11 bin kadar yabancının bulunduğunu, bunun 2 bin 800 kadarının ise Batılı olduğunu tahmin ettiklerini açıklamıştı.


‘Daha yumuşak yaklaşım’


Dr. Ranstorp, aşırıcılıkla mücadelede hükümetlerin baskıcı önlemlere büyük güven duyduğunu vurgulayarak ‘Yeni yasalar üzerinde çalışıyorlar ancak evlerine dönen bazı aşırıcıların, savaşçıların topluma kazandırılması için, en azından saldırgan olmamaları için daha yumuşak yaklaşımlarla harmanlanmış değişikliklere ihtiyaçları var’ değerlendirmesinde bulundu.


Amerikalı gazeteci Foley’nin IŞİD terör örgütü tarafından boğazı kesilerek öldürülürken çekilen görüntülerinin İngiliz hükümetine ‘Bakın biz sizin aranızdayız, biz İngiltere’den geldik, biz İngiltere’ye erişebiliyoruz’ mesajı verdiğini kaydeden Ranstorp, İngiltere’nin diğer Avrupa ülkelerine göre daha farklı bir pozisyonda olduğunu ve bu nedenle bu aşırıcılıkla mücadele edebilmek için hükümetin yerel sivil toplum konusunda çaba göstermesi gerektiği tavsiyesinde bulundu.


‘Yeni yasa değil, topluma kazandırma gerekli’


Foley’nin infaz görüntülerini takiben İngiliz siyasiler arasında potansiyel teröristlerin vatandaşlıktan çıkarılmaları ile pasaportlarına el konulması gibi uygulamaların getirilmesi ülke gündeminde geniş yer buldu. İçişleri Bakanlığı, konu üzerinde çalışma yürüttüğünü hatırlatırken, yurt dışındaki şiddet eylemlerine katılmayı planlayan kişilerin seyahatlerinin engellenmesi için mümkün olan en etkili önlemlerin değerlendirildiğini bildirdi.


Terörle Mücadele ve Siyasal Şiddet Uzmanı Dr. Sabir, İngiliz hükümetinin aşırıcılıkla baş etmek için yeni yasalara ihtiyacı olmadığını vurgulayarak ülkenin halihazırda sağlam ve geniş kapsamlı terörle mücadele yasaları bulunduğunu, bunların, polis ve güvenlik güçlerine zaten şüpheli gördükleri kişilere karşı önceden harekete geçme izni verdiğini ifade etti.


AB Radikalleşme Farkındalık Ağı’nın (RAN) Yabancı Savaşçılar Çalışma Grubu Başkanı Dr. Ranstorp de gelecek dönemde hükümet yetkililerinden benzer yasa değişikliği önerilerinin geleceğine dikkati çekerek ‘Ancak önemli olan bu kadar ileri gitmeye gerek olup olmadığının sorgulanması. Harmanlanmış bir stratejiye ihtiyaç var. Evet bu konuda katı olunmalı ancak bir destek ağı üzerinden ailelere yardımcı olunarak aşırıcıların topluma kazandırılması için yerel çalışma yürütülmesi gerekli’ dedi.


Ranstorp, evlerine dönecek yabancı savaşçıların oluşturduğu güvenlik tehlikesiyle ilgili ‘Avrupa’da uygulamak üzere planladıkları birkaç komplo önceden saptanmıştı ancak IŞİD şimdilik daha çok bölgedeki eylemlerine yoğunlaşıyor. Batı’nın müdahalesiyle ve zaman içerisinde bu Batı için ikilem yaratacak. Eğer Batı askeri müdahalede bulunursa o zaman IŞİD terörün Batı’ya taşınmasına odaklanacak. Hükümetler kararlarını verirken çok dikkatli olmalı’ ifadesini kullandı.


Bu arada tartışmalara neden olan ‘terör şüphelilerinin İngiliz vatandaşlığından çıkarılması’ önerisi geçen nisan ayında İngiliz parlamenterler tarafından oybirliğiyle kabul edilerek hükümetin göçmenlik yasa tasarısında yapmak istediği değişiklikler arasında yerini almış, tasarı Avam Kamarası’ndan geçerek Lordlar Kamarası’nın oylamasına sunulmuştu. Ancak öneri, Lordlar tarafından ‘diktatörler ve zorbalar tarafından uygulanan bir yaklaşım’ olarak eleştirilerek reddedilmişti.



İngiliz gençler IŞİD'in ağına nasıl çekiliyor?ingiltere, IŞİD, mücadele, önlem
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...